GÖLGE YAZILAR TÜRK DÜNYASI GÖNÜL ÇOĞRAFYASINDA SELAM GETİRDİM

1 ay önce|Yazan: Yönetici|4 dakika
GÖLGE YAZILAR TÜRK DÜNYASI GÖNÜL ÇOĞRAFYASINDA SELAM GETİRDİM
GÖLGE YAZILAR TÜRK DÜNYASI GÖNÜL ÇOĞRAFYASINDA SELAM GETİRDİM

Aziz misafirlerimiz, kıymetli protokol üyeleri, değerli basın mensupları ve çok kıymetli gönül dostlarımız; Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Kıymetli dostlar; Belki şairler sevdiklerine büyük servetler bırakamazlar… Ama öyle bir sevda yaşarlar ki; sevdiklerinin bastığı toprağı cennet, içtiği suyu zemzem, soluduğu havayı dua, yaşadığı şehri ise gönüllerinin kıblegâhı hâline getirirler. Ve sevgilerini öyle yaşarlar ki, sevdiklerine bunu iliklerine kadar hissettirirler. Rivayet edilir ki; Kays’ı, yara bere içindeki bir köpeği bağrına basıp öperken görenler sorarlar: “Ey Kays! Bu köpeği neden öpüyorsun?” Kays dönüp onlara şöyle der: “Bu köpek Leylâ’nın mahallesinin köpeğidir. Belki onun gözlerine bakmıştır… Belki onun ayak izlerinden yürümüştür… Belki de üzerine Leylâ’nın kokusu sinmiştir…” İşte aşk böyledir! İnsan gerçekten sevdiğinde, yalnız sevgiliyi değil; onun geçtiği yolu, bastığı toprağı, yaşadığı şehri, hatta kapısının önünden geçen köpeği bile sever. Kıymetli dostlar; Ben de bugün sizlere, Leylâ ile Mecnun’un hikâyesinde Kays’a ruh üfleyen büyük Ali Şîr Nevâî’nin memleketinden yalnızca bir selam getirmedim… Asırlardır dilden dile anlatılan sevdaların, büyük medeniyetlerin ve sarsılmaz kardeşliğin yurdu Özbekistan’dan gönül dolusu muhabbet getirdim! Semerkant’tan selam getirdim! Buhara’dan selam getirdim! Taşkent’ten selam getirdim! Leylâ’dan, Mecnun’dan, Ferhat’tan, Şirin’den… Ve yüzyıllardır aynı gökyüzünün altında aynı gönül diliyle konuşan Türkistan’dan Anadolu’ya kardeşlik selamı getirdim! Çünkü burası öyle bir coğrafya ki… Bir yanında Ali Şîr Nevâî kelimeleriyle gönülleri fethederken, diğer yanında Abdulla Oripov mısralarıyla milletine umut olmuş… Bir yanında Leylâ ile Mecnun’un hasreti anlatılırken; diğer yanında Ferhat’ın dağı delen sevdası, Şirin’in sadakati, Tahir ile Zühre’nin çilesi, Yusuf ile Züleyha’nın hikmeti nesilden nesilere aktarılmıştır. Çünkü Türkistan’da aşk, yalnızca iki insanın hikâyesi değildir. Aşk vefadır! Aşk sabırdır! Aşk sadakattir! Aşk inançtır! Ve aşk, gerektiğinde bir medeniyet kuracak kadar büyük bir gönül davasıdır. Geçtiğimiz günlerde Türk Dünyası Kültür ve Sanat Çalıştayı kapsamında Taşkent, Semerkant ve Buhara’da gerçekleştirilen bir haftalık uluslararası programa; yedi ülkeden yüz otuz iki şair, yazar, akademisyen ve sanatçıyla birlikte katılmanın onurunu yaşadık. Ve orada bir kez daha gördük ki; Bizi birbirimize bağlayan yalnızca ortak tarihimiz değildir. Yalnızca ortak dilimiz değildir. Yalnızca ortak medeniyetimiz değildir. Bizi birbirimize bağlayan, bütün bunların ötesinde ortak gönlümüzdür! Semerkant’ta tarihin taşlara nakşedilmiş ihtişamını gördük. Buhara’da ilmin ve irfanın asırlardır tüten nefesini hissettik. Taşkent’te geleceğe güvenle yürüyen bir milletin azmini ve kardeşliğin sıcaklığını yaşadık. İslam Medeniyeti Merkezi’nde medeniyetimizin büyüklüğünü… Emir Timur Meydanı’nda tarihimizin kudretini… Yeni Özbekistan Parkı’nda geleceğe duyulan güveni gördük. Abdulla Oripov’un evinde yalnızca büyük bir şairin hatırasını değil; ailesinin zarafetini, milletine duyduğu sevgiyi ve Türk dünyasına bıraktığı manevi mirası hissettik. Ali Şîr Nevâî’nin izlerini takip ederken ise bir kez daha anladık: Büyük şairler ölmez! Onlar yaşadıkları şehirlerde yaşarlar… Yazdıkları mısralarda yaşarlar… Dokundukları gönüllerde yaşarlar… Ve yetişmesine katkı sundukları medeniyetlerde yaşamaya devam ederler. Orada çok önemli bir hakikati daha gördük: Sınırlar haritalarda vardır. Gönüllerin ise sınırı yoktur! Türk dünyasının hangi şehrine giderseniz gidin; Aynı çayın sıcaklığı… Aynı ekmeğin bereketi… Aynı türkünün hüznü… Aynı duanın samimiyeti sizi karşılar. İşte bizi birbirimize bağlayan ruh budur! Bu vesileyle böylesine anlamlı bir organizasyonu büyük emeklerle hazırlayan Türk Devletleri Teşkilatı Başkanı Sayın İlgar Türkoğlu’na, “Yangi Ovoz” Orta Asya Yazarlar ve Tarihçiler Birliği Başkanı Sayın Joldoşbek Monoldorov’a, Özbekistan Yazarlar Birliği’ne ve emeği geçen bütün kurum ve kuruluşlara gönülden teşekkür ediyorum. Bizleri kendi evimizdeymişiz gibi ağırlayan Özbek halkına, gösterdikleri samimiyet ve eşsiz misafirperverlik için en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Azerbaycan’ın Özbekistan Büyükelçisi Sayın Hüseyin Rza Guliyev’e ve kıymetli eşlerine; Haydar Aliyev adına faaliyet gösteren Azerbaycan Kültür Merkezi Direktörü Sayın Akif Marifli’ye; Abdulla Oripov’un kıymetli eşi Sayın Hanife Mustafayeva Hanımefendiye ve değerli kızları Sayın Şaire Oripova Hanımefendiye gönülden teşekkür ediyorum. Kıymetli dostlar; Devletler arasındaki dostluğu anlaşmalar kurabilir. Ama milletler arasındaki kardeşliği yaşatan başka bir güç vardır: Kültürdür! Sanattır! Edebiyattır! Ve gönül insanlarıdır! Şairler sınır çizmez… Gönüller arasında köprü kurarlar! Yazarlar duvar örmez… Medeniyet inşa ederler! Bugün burada, depremin yaralarını el birliğiyle sardığımız bu anlamlı programda, siz kıymetli misafirlerimizin huzurun Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan o gönül köprüsü. Cahit Günay

Aziz misafirlerimiz, kıymetli protokol üyeleri, değerli basın mensupları ve çok kıymetli gönül dostlarımız; Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Kıymetli dostlar; Belki şairler sevd