İRAN’DA GEÇİCİ REHBER DÖNEMİ: SİSTEMSEL SÜREKLİLİK MESAJI

3 hafta önce|Yazan: SELAMİ KURT|3 dakika
İRAN’DA GEÇİCİ REHBER DÖNEMİ: SİSTEMSEL SÜREKLİLİK MESAJI
İRAN’DA GEÇİCİ REHBER DÖNEMİ: SİSTEMSEL SÜREKLİLİK MESAJI

İRAN’DA GEÇİCİ REHBER DÖNEMİ: SİSTEMSEL SÜREKLİLİK MESAJI

İRAN’DA GEÇİCİ REHBER DÖNEMİ: SİSTEMSEL SÜREKLİLİK MESAJI

İran’da dini lider Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından ülke anayasasında öngörülen mekanizmalar devreye girdi. İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’nın 111. maddesi uyarınca, yeni daimi lider seçilinceye kadar geçici bir liderlik konseyi oluşturuldu. Konseyde Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian, Yargı Erki Başkanı Gholam-Hossein Mohseni Ejei ve dinî üye olarak Ayetullah Alireza Arafi yer alıyor. Bu gelişme, İran siyasal sisteminde ani bir kırılmadan ziyade anayasal çerçevede yürütülen kontrollü bir geçiş süreci olarak değerlendiriliyor.

KURUMSAL ÇERÇEVE VE SÜREKLİLİK

Geçici liderlik yapısının oluşturulması, İran’da liderliğin kişisel değil kurumsal temellere dayandığını bir kez daha ortaya koydu. Nihai lider seçimi, anayasal yetkili organ olan Uzmanlar Meclisi tarafından yapılacak. Geçici konseyin dinî üyesi olarak görev alan Arafi, aynı zamanda Anayasa Koruma Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyesi olarak biliniyor. Daha önce El-Mustafa Uluslararası Üniversitesi rektörlüğü, Kum Cuma imamlığı ve çeşitli dinî kurumlarda yöneticilik yapan Arafi’nin, sistem içinde uzun yıllara dayanan kurumsal tecrübesi bulunuyor. Uzmanlara göre bu tercih, İran’da “Velayet-i Fakih” doktrininin korunacağı, ancak liderlik pratiğinin daha kolektif ve teknik bir forma evrilebileceği anlamına geliyor.

GÜVENLİK AYGIITI VE GÜÇ DENGESİ İran siyasetinde belirleyici aktörlerden biri olan İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), yeni dönemde de ağırlığını koruyacak. Geçici liderlik konseyinin askeri kökenli bir isimden oluşmaması, IRGC’nin rolünü azaltmıyor; aksine dinî meşruiyet ile güvenlik gücü arasında karşılıklı bağımlılığa dayalı bir denge oluşturuyor. Arafi’nin ayrıca gönüllü milis yapılanması olan Basij ile yakın kurumsal bağlara sahip olması, güvenlik bürokrasisiyle uyumlu bir geçiş süreci beklentisini güçlendiriyor. Bu yapı, kısa vadede istikrar üretme potansiyeli taşırken, orta vadede elit içi rekabetin nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor.

DIŞ POLİTİKADA TON AYARI BEKLENTİSİ İran’ın dış politika çizgisinde radikal bir değişim beklenmiyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile ilişkilerde ideolojik çerçevenin korunacağı, ancak söylem düzeyinde daha kontrollü bir tonun tercih edilebileceği değerlendiriliyor. İran’ın bölgesel vekil güçler üzerinden yürüttüğü stratejide doz ayarlaması yapılabileceği, önceliğin ise iç konsolidasyona verilebileceği belirtiliyor. Bu durum, “devrim ihracı” anlayışından “rejim tahkimi” yaklaşımına kısmi bir yöneliş olarak yorumlanıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN STRATEJİK OKUMA Yeni dönemin Türkiye’ye yansımaları çok boyutlu olacak. Güvenlik Alanı: Suriye ve Irak sahasında İran etkisinin devamı bekleniyor. Ancak doğrudan tırmandırma yerine daha kontrollü nüfuz stratejisi izlenmesi, Ankara-Tahran rekabetini yönetilebilir kılabilir. Enerji ve Ticaret: İç istikrar arayışı, ekonomik açılımlara daha pragmatik bir yaklaşımı beraberinde getirebilir. Bu durum, yaptırımların seyrine bağlı olarak Türkiye için enerji ve ticaret alanında fırsat yaratabilir. Güney Kafkasya ve Türk Dünyası: İran’ın Azerbaycan’a ve Türk Devletleri Teşkilatı eksenine yönelik hassasiyeti sürecek. Özellikle Azerbaycan ile gelişmeler dikkatle izlenecek. Ancak iç konsolidasyon önceliği, doğrudan provokatif adımları sınırlayabilir. Uzmanlara göre Türkiye için en rasyonel yaklaşım, İran’ı ne romantize eden ne de tehdit merkezli okuyan bir stratejik denge siyaseti olacaktır. SONUÇ İran’daki liderlik değişimi devrimsel bir kopuş değil, anayasal çerçevede yürütülen sistemsel bir revizyon niteliği taşıyor. Geçici liderlik konseyi, yeni rehber seçilene kadar ülkenin en üst makamını kolektif biçimde temsil edecek. Yeni dönemin yönü, seçilecek daimi lider ve güvenlik bürokrasisiyle kurulacak güç dengesi tarafından belirlenecek. Ancak mevcut tablo, İran’ın ideolojik omurgasını korurken yöntemsel esnekliğe yönelebileceğine işaret ediyor. Türkiye açısından belirleyici olan ise liderin kim olduğu değil, İran’ın bölgesel davranış kalıplarının nasıl şekilleneceği olacak. GAZETECİ ŞAİR YAZAR YUSUF GÜL