
KORKUNUN HÜKÜMDARLIĞI VE KAÇINILMAZ HESAP GÜNÜ Dünyayı artık ne yüksek idealler, ne adalet ne de insanlığı ileriye taşıyan o kadim umutlar yönetiyor. Bugün yeryüzünün tek ve en vahşi hükümdarı var: Korku. İnsanoğlun var olduğu günden beri süregelen o amansız ölüm kalım mücadelesinde tehlikeler hiçbir zaman son bulmadı; aksine her geçen gün şekil değiştirerek, katlanarak yenileri eklendi. Açlık, uçsuz bucaksız çöl sıcağı, en yakınından gelen ihanet ve hepsinden öte... Sonsuza dek kaybolup günün sonunda bir avuç çorak toprakta yok olma düşüncesiyle insanı iliklerine kadar titreten koskocaman bir dünyanın o ürpertici vahameti. Korku, toplumun her katmanına farklı bir maskeyle nüfuz ediyor. Kimi hayatı boyunca çaldıklarını, haksızca kazandıklarını bir gecede kaybetmenin kabusuyla uyanıyor. Kimi sırtında taşıdığı günahların O bükülmez ağırlığı altında ezilmekten, o yükün bedelini ödemekten korkuyor. Kimi ise insanlığa, dostuna, değerlerine yaptığı o alçakça ihanetlerin ağır hesabıyla yüzleşeceği günün dehşetini yaşıyor. Ama bu dünyada en çok korkması gerekenler, korkunun ardında saklanan o asıl gafil gruptur. Öncelikle kendilerini her şeyin ve herkesin üstünde gören o kibir abidelerine seslenmek gerekir: Herkese hesap sormayı kendine hak sayan, ama sıra kendine geldiğinde kendi ödlek yüreğiyle değil, kabarık çalıntı cüzdanıyla tehditler savuran gafil zihniyet! Üç kuruşa, beş paraya ruhunu satmış maşaları, kiralık gölgeleri arkasına alıp kendini yıkılmaz bir kale sananlar... En fazla siz korkmalısınız! Çünkü kurduğunuz o sahte krallıklar, sığındığınız o haram servetler, yaklaşan fırtınanın önünde bir saman tanesinden farksızdır. Ufukta süzülen her güneşin batışında, kaçtığınız o ağır hesap gününe adım adım, kaçınılmaz bir hızla yaklaşıyorsunuz. O gün geldiğinde ne cebinizdeki kirli paranız, ne arkasına saklandığınız kiralık katilleriniz, ne de satın aldığınız maşalarınız sizi o büyük adaletten kurtaramayacak. Gün devrilecek, devran dönecek ve o amansız soru nihayet asıl sahibine, yani ezilen, hakkı yenen o halka sorulacak: "Ey ahali! Bu şahsı nasıl tanırdınız? Hakkınızı helal eder misiniz?" O gün geldiğinde sandıklar kurulmayacak, sahte nutuklar atılmayacak. Halk, hiçbir referanduma gerek kalmadan, vicdanının ve çekilen acıların ortak hafızasıyla nihai kararını o an verecek. İşte o gün, korkuyla inşa ettiğiniz tüm saraylar, üzerine bastığınız o bir avuç toprakla birlikte yok olup gidecek. YUSUF GÜL ŞAİR YAZAR NURDAĞI ANADOLU HABER