
MAKAMIN HÜRMETİ VE KİRLİ SİYASETİN GÖLGESİ Bir ülkenin kalbi, onun bağımsızlık mücadelesinin taçlandığı ve kurucu değerlerinin filizlendiği hafıza mekanlarında atar. Bizim için bu mekanların en başında, hiç şüphesiz Anıtkabir gelir. Anıtkabir sadece taştan ve mermerden ibaret bir mimari yapı değildir; o kapıdan içeri adım atan herkes, aslına bakılırsa koskoca bir milletin bağımsızlık andına, dökülen şehit kanlarına ve küllerinden doğan bir devletin namusuna tanıklık eder. İşte bu yüzden, o muazzam avluya ve Aslanlı Yol’a adım atarken insan durup bir düşünmelidir: Ben buraya hangi yüzle, hangi niyetle geliyorum? İnancımızda abdest, yalnızca suyla bedeni yıkamak değildir; o aynı zamanda kötü düşüncelerden, haramdan, sömürüden ve riyadan arınmanın, yani kalbi temizlemenin bir sembolüdür. Fıkhi olarak Anıtkabir bir ibadethane olmadığı için teknik olarak bir abdest şartı aranmaz, bu doğrudur. Ancak işin ahlaki, vicdani ve manevi boyutu devreye girdiğinde, durum bambaşka bir hal alır. Anıtkabir gibi bir makama çıkarken, insanın zihninin, geçmişinin ve vicdanının temiz olması gerekir. Örneğin, dünya siyasetinde gücü, parayı ve sömürüyü her şeyin üstünde tutan, kendi çıkarları için ülkeleri ateşe vermekten çekinmeyen Donald Trump gibi figürleri düşünelim. Hayatı ve siyaseti şaibelerle dolu olan, haksızlığın ve emperyalist kibrin adeta sembolü haline gelmiş bir ismin, sırf diplomatik bir ritüel ya da siyasi bir şov uğruna Atatürk’ün huzuruna çıkması vicdanları derinden yaralar. Boğazına kadar küresel pisliğe, haksızlığa ve mazlumların ahına batmış olanların o ulu makamda işi ne olabilir? Bu, oranın manevi iklimine ağır bir tezat oluşturur. Atatürk ve silah arkadaşları, bu toprakları kirli pazarlıklarla veya emperyalist hesaplarla değil; tertemiz, lekesiz bir vatan sevdasıyla kurtardı. O makamın ruhu, dürüstlük ve samimiyet ister. Eğer bir insan ya da bir lider, savunduğu değerlerle mazlum milletlerin ve Cumhuriyet'in temellerine dinamit koyuyorsa, onun Anıtkabir'de attığı adımlar sadece boş bir tiyatrodan ibarettir. Dolayısıyla, Anıtkabir’e gitmeden önce alınması gereken asıl abdest, "fikri, ahlaki ve vicdani bir arınmadır." İnsan oraya giderken emperyalist hırslarından, yalanlarından ve kirli emellerinden temizlenmeli; oraya saf bir saygıyla, vatan bilinciyle varmalıdır. Trump ve onun zihniyetindeki kirli ellerin, lekeli geçmişlerin o ulu makamda yeri yoktur. Çünkü o toprak, ancak ve ancak kalbi adalet, hürriyet ve vatan için çarpanların hürmetini kabul eder. Nurdağı Anadolu Yayın köşe yazarı YUSUF GÜL GEZGİN MEDYA imtiyaz sahibi GAZETECİ ŞAİR YAZAR YUSUF GÜL