
Bu hafta Gölge Yazılar köşesinde, satır aralarında sessiz bir çığlık taşıyan bir kalemi ağırlıyorum. Ressam ve tasarımcı Eda Özsoy, günümüz çocukluğunu; oyunla değil izlenmeyle büyüyen bir neslin iç dünyasını, incelikli ama sarsıcı bir dille ele alıyor. Onun yazısı, sadece çocukları değil; aslında hepimizi, farkında olmadan kurduğumuz bir düzenin içine bakmaya davet ediyor. Oyunla büyümesi gereken bir çağın, beğeniyle şekillenmeye başlamasının ne anlama geldiğini sorguluyor. Bu duyarlılığı ve bu içten sorgulamayı, Gölge Yazılar ’da görünür kılmak istedim. Ve şimdi, sözü ona bırakıyorum… Çocuklar Artık Oynamıyor, İzleniyor Eskiden çocuklar düşerdi. Dizleri kanardı. Üstleri kirlenirdi. Ve kimse bundan utanmazdı. Şimdi çocuklar düşmeden önce kameraya bakıyor. Bir parkta oturun ve etrafınıza bakın. Salıncakta sallanan bir çocuk göreceksiniz… ama gözleri annesinde değil, telefonun kamerasında. Çünkü artık oyun oynanmıyor, kaydediliyor. Çocukluk bir zamanlar özgürlüktü. Şimdi ise bir “içerik.” Anne-babalar farkında olmadan çocuklarını büyütmüyor, sergiliyor. Her başarı paylaşılmalı, her an kaydedilmeli, her duygu izlenmeli… Peki hiç düşündük mü? Bu çocuk gerçekten mutlu mu, yoksa mutlu görünmek zorunda mı? Bir çocuk düştüğünde ilk ihtiyacı sarılmakken, şimdi ilk refleks: “Dur, video çekeyim.” Bu sadece teknoloji meselesi değil. Bu, değerlerimizin sessizce değişmesi. Çocuklar artık oyun kurmayı değil, “beğeni kazanmayı” öğreniyor. Koşmayı değil, poz vermeyi… Kendi olmayı değil, izlenmeyi. Ve en acısı şu: Biz bunu sevgi sanıyoruz. “Anı biriktiriyoruz” diyoruz. Ama aslında anı yaşamayı unutuyoruz. Yarın bu çocuklar büyüdüğünde ne olacak? Kendilerini hatırladıklarında gerçekten bir çocukluk mu görecekler, yoksa başkaları için oynadıkları bir rol mü? Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Çocuklarımızı büyütüyor muyuz, yoksa onları fark etmeden bir sahneye mi çıkarıyoruz? Çocukluk; izlenmek için değil, yaşanmak içindir. Ve bazı anlar… kameraya değil, kalbe kaydedilmelidir.
Bu hafta Gölge Yazılar köşesinde, satır aralarında sessiz bir çığlık taşıyan bir kalemi ağırlıyorum. Ressam ve tasarımcı Eda Özsoy, günümüz çocukluğunu; oyunla değil izlenmeyle büyüyen bir neslin iç d
Ayrıca bu yazının Gölge Yazılar köşesinde yer bulmasına vesile olan kıymetli Cahit Günay hocam ve duyarlılığa alan açan gazetemize teşekkür ederim. Çocukluğun gerçekten yaşandığı bir dünya umuduyla…
... Bazı yaralar görünmezdir… Ama en derin izleri, alkışlanan anların ardında saklanır. Çocukluğu sahneye çıkarılan bir neslin, bir gün kendi sessizliğinde büyüyeceğini, büyütkende sevmenin sevilmenin nasıl olduğunu ıskalayacağı, bununda ruhlarına ileride sevgi adına, saygı adına büyük hasarlar bırakacağını unutmamak gerekir. Ve belki de en büyük iyilik; onları izlemek değil, gerçekten görmektir. Sarılmak öpmek hatta onları hiç değilse sevgi adına belirsizliklerden kurtaracak, nasıl sevilir öğrenmeleri için bolca sevgi konuşarak büyütmek gerek, çünkü belirsizlik biz yetişkinler için bile en tehlikeli silahken çocukları bütün belirsizlikten uzakta hayata hazırlamak gerekir... Bu vesile ile duyarlı bir yazı ile köşeme anlam katan kıymetli Eda Özsoy Hanıma teşekkür ediyorum. Bir sonraki gölge yazılarda buluşmak üzere
Cahit GÜNAY