
SINIRLARIMIZDAKİ SİS VE STRATEJİK AKIL Bölgesel Labirentin Bilinmezleri Yakın coğrafyamızın içine çekildiği karmaşa, sadece basit bir sınır meselesi değil, yüzyılların biriktirdiği çok katmanlı bir düğümdür. 2026 yılı itibarıyla baktığımızda; küresel aktörlerin bu sahayı bir satranç tahtası gibi kullandığı, her hamlenin bir başka krizi tetiklediği net bir şekilde görülmektedir. Bu toprakların tarihsel genetiği, dışarıdan dayatılan her türlü müdahaleye karşı sert bir direnç göstermekte; planlanmamış her adım, atan kişinin ayağına dolanmaktadır. Güç Sarhoşluğu ve Yanıltıcı Beklentiler Siyasi yapıların kendi iç tıkanıklıklarını aşmak adına sınır ötesi gerilimlerden beslenme çabası, tarih boyunca ağır bedeller ödetmiştir. Başka devletlerin stratejik yönlendirmeleriyle hareket ederek bölgesel bir liderlik kurgulamak, sahanın gerçeklerine aykırıdır. Özellikle vekalet savaşlarının bu denli yoğun olduğu bir dönemde, kimin kiminle hangi amaçla yan yana geldiğini kestirmek imkansız hale gelmiştir. Bu belirsizlik ortamında "yeni bir düzen" kurma iddiasıyla yola çıkanlar, genellikle o kaosun içinde eriyip gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Toplumsal Doku ve Diplomatik Mesafe Bölgedeki halkların bin yıllık hafızasını, inanç temelli hassasiyetlerini ve birikmiş kırgınlıklarını hesaba katmayan hiçbir yaklaşım kalıcı olamaz. Bir başkenti veya bir şehri sadece harita üzerinde bir nokta olarak gören zihniyet, oradaki insanların duygusal tepkilerini ve sosyolojik dinamiklerini asla kavrayamaz. Milli menfaatleri korumak; başkalarının kışkırtmasıyla ateşin içine atılmak değil, o ateşin sıçramasını engelleyecek rasyonel ve güçlü bir savunma hattı oluşturmaktır. Manipülatör yayınlarla oluşturulan yapay heyecanlar, sahadaki gerçek kayıpların karşısında hiçbir zaman duramaz. Sonuç: Basiretli Politika Zorunluluğu Dünyanın bu en hassas bölgesinde ayakta kalmanın yolu, maceracı hayallerin peşinden gitmekten değil, devlet aklını ve milli çıkarları ön planda tutmaktan geçer. Her köşesi farklı bir tuzağa gebe olan bu zeminde, hamaset dolu söylemlerle yol almak mümkün değildir. Asıl maharet; bölgedeki istikrarsızlıktan nemalanan güçlerin oyunlarını bozmak ve ülkeyi bu bitmek bilmeyen girdabın dışında tutabilmektir. Unutulmamalıdır ki, temeli sağlam olmayan her siyasi hamle, zamanın acımasız eleğinde yok olup gitmeye mahkumdur. YUSUF GÜL HATAY